Eğitim
Giriş Tarihi : 07-04-2022 21:18   Güncelleme : 07-04-2022 21:18

Çankaya Üniversitesi

Çankaya Üniversitesi

Çankaya Üniversitesi

Çankaya Üniversitesinin 25. yıl ‘Çeyrek Asır’ kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Minnesota Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vipin Kumar, “İklim ve Yer Bilimlerinde Büyük Veri: Veri Bilimi İçin Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı konferans verdi. Moderatörlüğünü Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Coşar’ın yaptığı çevrim içi konferansta Prof. Dr. Vipin Kumar, makine öğrenmesinin çevresel konularda nasıl kullanılabileceğini anlattı.

Çankaya Üniversitesinin 25. yıl ‘Çeyrek Asır’ kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Minnesota Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vipin Kumar, “İklim ve Yer Bilimlerinde Büyük Veri: Veri Bilimi İçin Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı konferans verdi. Moderatörlüğünü Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Coşar’ın yaptığı çevrim içi konferansta Prof. Dr. Vipin Kumar, makine öğrenmesinin çevresel konularda nasıl kullanılabileceğini anlattı.

Çankaya Üniversitesinin 25.

Dr. Vipin Kumar, “İklim ve Yer Bilimlerinde Büyük Veri: Veri Bilimi İçin Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı konferans verdi. Moderatörlüğünü Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Coşar’ın yaptığı çevrim içi konferansta Prof. Dr. Vipin Kumar, makine öğrenmesinin çevresel konularda nasıl kullanılabileceğini anlattı.

Çankaya Üniversitesinin 25. yıl ‘Çeyrek Asır’ kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Minnesota Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vipin Kumar, “İklim ve Yer Bilimlerinde Büyük Veri: Veri Bilimi İçin Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı konferans verdi. Moderatörlüğünü Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Coşar’ın yaptığı çevrim içi konferansta Prof. Dr. Vipin Kumar, makine öğrenmesinin çevresel konularda nasıl kullanılabileceğini anlattı.

Çok sayıda kitap yazan ve makine öğrenimi ile büyük veri üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Kumar, makine öğrenmesinin çok farklı ve çeşitli yöntemler için kullanılabildiğini belirterek büyük veri ve makine öğreniminin dünyanın iklimi ve çevresi hakkındaki anlayışımızı artırmak için harika bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Çok sayıda kitap yazan ve makine öğrenimi ile büyük veri üzerine çalışmalar yürüten Prof.

Kumar, makine öğrenmesinin çok farklı ve çeşitli yöntemler için kullanılabildiğini belirterek büyük veri ve makine öğreniminin dünyanın iklimi ve çevresi hakkındaki anlayışımızı artırmak için harika bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Çok sayıda kitap yazan ve makine öğrenimi ile büyük veri üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Kumar, makine öğrenmesinin çok farklı ve çeşitli yöntemler için kullanılabildiğini belirterek büyük veri ve makine öğreniminin dünyanın iklimi ve çevresi hakkındaki anlayışımızı artırmak için harika bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Çok sayıda kitap yazan ve makine öğrenimi ile büyük veri üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Kumar, makine öğrenmesinin çok farklı ve çeşitli yöntemler için kullanılabildiğini belirterek büyük veri ve makine öğreniminin dünyanın iklimi ve çevresi hakkındaki anlayışımızı artırmak için harika bir fırsat sunduğunu vurguladı.

Artan İnsan Popülasyonu İklim Değişikliğini Artırdı

Artan İnsan Popülasyonu İklim Değişikliğini Artırdı

Artan İnsan Popülasyonu İklim Değişikliğini Artırdı

Çevre zorluklarının ele alınmasının makine öğreniminde metodolojik ilerlemeler gerektirdiğini kaydeden Prof.

Kumar, insanların iklim değişikliği üzerine etkisini şu sözlerle anlattı:

Çevre zorluklarının ele alınmasının makine öğreniminde metodolojik ilerlemeler gerektirdiğini kaydeden Prof. Dr. Kumar, insanların iklim değişikliği üzerine etkisini şu sözlerle anlattı:

Çevre zorluklarının ele alınmasının makine öğreniminde metodolojik ilerlemeler gerektirdiğini kaydeden Prof. Dr. Kumar, insanların iklim değişikliği üzerine etkisini şu sözlerle anlattı:

Çevre zorluklarının ele alınmasının makine öğreniminde metodolojik ilerlemeler gerektirdiğini kaydeden Prof. Dr. Kumar, insanların iklim değişikliği üzerine etkisini şu sözlerle anlattı:

“Küresel ısınmanın geri döndürülemez etkileri mevcut. Seller, yangınlar, kasırgalar yaşanıyor. Bunlardan tüm insanlar etkileniyor. Bilim dünyasının bu konuda çeşitli bilgiler elde etmesi gerekiyor. İnsanlık olarak hepimiz büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. 2000’lerin başında dünya nüfusu 6 milyardı. Popülasyon arttıkça doyurmanız gereken insan sayısı da artıyor. Ormanlık arazileri tarım arazilerine çevirerek bunu yapıyoruz. İnsanlar son 15 yıldır bu şekilde üretimi arttırıyor.

Burada sera gazı emisyonu devreye giriyor. Bir sonraki sorunumuz ise temiz su kaynaklarının azlığı. Aslında iklim değişikliği suyun azalmasına etki etmiyor, farklı şekillerde suyun azalma durumu ortaya çıkıyor. İklim değişikliği temiz su kaynakları üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. Aral Gölü buna örnek olabilir. Oldukça büyük bir su kaynağı, yalnızca 25 yıl sonra çok küçülüyor. Bunun tek nedeni insan. İnsanlar tarım için göle giden nehirleri kullanıyor ve gölün kurumasına sebep oluyor. Büyüyen popülasyon için temiz suyumuzu feda etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda suyun kalitesi de büyük önem taşıyor. Suyu kirletmememiz gerekiyor. Göllerin, nehirlerin, okyanusların suyu gittikçe kirleniyor.”

“Küresel ısınmanın geri döndürülemez etkileri mevcut. Seller, yangınlar, kasırgalar yaşanıyor. Bunlardan tüm insanlar etkileniyor. Bilim dünyasının bu konuda çeşitli bilgiler elde etmesi gerekiyor. İnsanlık olarak hepimiz büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. 2000’lerin başında dünya nüfusu 6 milyardı. Popülasyon arttıkça doyurmanız gereken insan sayısı da artıyor. Ormanlık arazileri tarım arazilerine çevirerek bunu yapıyoruz.

Toprağın verimini artırmak için gübreleme yöntemi kullanıyoruz. Burada sera gazı emisyonu devreye giriyor. Bir sonraki sorunumuz ise temiz su kaynaklarının azlığı. Aslında iklim değişikliği suyun azalmasına etki etmiyor, farklı şekillerde suyun azalma durumu ortaya çıkıyor. İklim değişikliği temiz su kaynakları üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. Aral Gölü buna örnek olabilir. Oldukça büyük bir su kaynağı, yalnızca 25 yıl sonra çok küçülüyor. Bunun tek nedeni insan. İnsanlar tarım için göle giden nehirleri kullanıyor ve gölün kurumasına sebep oluyor. Büyüyen popülasyon için temiz suyumuzu feda etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda suyun kalitesi de büyük önem taşıyor. Suyu kirletmememiz gerekiyor. Göllerin, nehirlerin, okyanusların suyu gittikçe kirleniyor.”

“Küresel ısınmanın geri döndürülemez etkileri mevcut. Seller, yangınlar, kasırgalar yaşanıyor. Bunlardan tüm insanlar etkileniyor. Bilim dünyasının bu konuda çeşitli bilgiler elde etmesi gerekiyor. İnsanlık olarak hepimiz büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. 2000’lerin başında dünya nüfusu 6 milyardı. Popülasyon arttıkça doyurmanız gereken insan sayısı da artıyor.

İnsanlar son 15 yıldır bu şekilde üretimi arttırıyor. Toprağın verimini artırmak için gübreleme yöntemi kullanıyoruz. Burada sera gazı emisyonu devreye giriyor. Bir sonraki sorunumuz ise temiz su kaynaklarının azlığı. Aslında iklim değişikliği suyun azalmasına etki etmiyor, farklı şekillerde suyun azalma durumu ortaya çıkıyor. İklim değişikliği temiz su kaynakları üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. Aral Gölü buna örnek olabilir. Oldukça büyük bir su kaynağı, yalnızca 25 yıl sonra çok küçülüyor. Bunun tek nedeni insan. İnsanlar tarım için göle giden nehirleri kullanıyor ve gölün kurumasına sebep oluyor. Büyüyen popülasyon için temiz suyumuzu feda etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda suyun kalitesi de büyük önem taşıyor. Suyu kirletmememiz gerekiyor. Göllerin, nehirlerin, okyanusların suyu gittikçe kirleniyor.”

“Küresel ısınmanın geri döndürülemez etkileri mevcut. Seller, yangınlar, kasırgalar yaşanıyor. Bunlardan tüm insanlar etkileniyor. Bilim dünyasının bu konuda çeşitli bilgiler elde etmesi gerekiyor. İnsanlık olarak hepimiz büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. 2000’lerin başında dünya nüfusu 6 milyardı.

Ormanlık arazileri tarım arazilerine çevirerek bunu yapıyoruz. İnsanlar son 15 yıldır bu şekilde üretimi arttırıyor. Toprağın verimini artırmak için gübreleme yöntemi kullanıyoruz. Burada sera gazı emisyonu devreye giriyor. Bir sonraki sorunumuz ise temiz su kaynaklarının azlığı. Aslında iklim değişikliği suyun azalmasına etki etmiyor, farklı şekillerde suyun azalma durumu ortaya çıkıyor. İklim değişikliği temiz su kaynakları üzerinde büyük bir baskı uyguluyor. Aral Gölü buna örnek olabilir. Oldukça büyük bir su kaynağı, yalnızca 25 yıl sonra çok küçülüyor. Bunun tek nedeni insan. İnsanlar tarım için göle giden nehirleri kullanıyor ve gölün kurumasına sebep oluyor. Büyüyen popülasyon için temiz suyumuzu feda etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda suyun kalitesi de büyük önem taşıyor. Suyu kirletmememiz gerekiyor. Göllerin, nehirlerin, okyanusların suyu gittikçe kirleniyor.”

Makine Öğrenmesiyle İklim Değişikliği ile Mücadele Edilebilir

Makine Öğrenmesiyle İklim Değişikliği ile Mücadele Edilebilir

Makine Öğrenmesiyle İklim Değişikliği ile Mücadele Edilebilir

Veri bilimciler olarak bu sorunlar karşısında neler yapabiliriz diye soran Prof.

Kumar, şu an veri biliminin altın çağını yaşadığını ifade ederek, “Artık elimizde çok fazla verimiz var. Uydular da bu konuda çok etkili. Bu verilerle iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz? Makine öğrenmesini kullanarak çeşitli adımlar atabiliriz. Çözümlere ilişkin 3 farklı vaka çalışması üzerinde duracağım. Öncellikle biz orman yangınlarını makine öğrenmesiyle gözlem altında alabiliriz. Yangınlar çok fazla karbon salımına sebep oluyor. Orman yangınları dünyadaki ulaşım sektöründen daha fazla karbon sarf ediyor. İnsanlık ne yazık ki ormanların yok olmasına sebep oluyor. Makine öğrenmesiyle küresel çerçevede sağlıklı kalmak amacıyla küresel karbon salınımı konusunda herhangi bir şey yapabilir miyiz diye çalışıyoruz. Ormanları gözlemleyebiliriz. Bazı tropik bölgelerin gözlemlenmesi çok zor. Bu zorluğa karşı nasıl yaklaşım sergileyebileceğimizi öğreneceğiz. Diğer bir çalışma kapsamında tropikal ormanları haritalayarak buralarda ekim yapılmasının önüne geçebiliriz. İnsanlar şu an tropikal ormanların ekim arazisine dönüştürülmesinin iyi bir fikir olmadığını fark ediyor.Yüzey suları dinamiklerinin nasıl haritalanacağı da bir diğer vaka çalışması. Taze su kaynaklarını haritalamak nasıl mümkün bunu göreceğiz. Örneğin NASA su kaynaklarının haritalanması üzerine özel görevler başlattı. Şu an elimizde aslında oldukça iyi veri mevcut. İnsan faaliyetlerinin su kaynaklarını nasıl etkilediğini gözlemlemek için bu harita süreçlerinin devam ettirilmesi gerekiyor.” diye konuştu

Veri bilimciler olarak bu sorunlar karşısında neler yapabiliriz diye soran Prof. Dr. Kumar, şu an veri biliminin altın çağını yaşadığını ifade ederek, “Artık elimizde çok fazla verimiz var. Uydular da bu konuda çok etkili. Bu verilerle iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz? Makine öğrenmesini kullanarak çeşitli adımlar atabiliriz. Çözümlere ilişkin 3 farklı vaka çalışması üzerinde duracağım. Öncellikle biz orman yangınlarını makine öğrenmesiyle gözlem altında alabiliriz. Yangınlar çok fazla karbon salımına sebep oluyor. Orman yangınları dünyadaki ulaşım sektöründen daha fazla karbon sarf ediyor. İnsanlık ne yazık ki ormanların yok olmasına sebep oluyor. Makine öğrenmesiyle küresel çerçevede sağlıklı kalmak amacıyla küresel karbon salınımı konusunda herhangi bir şey yapabilir miyiz diye çalışıyoruz.

Bazı tropik bölgelerin gözlemlenmesi çok zor. Bu zorluğa karşı nasıl yaklaşım sergileyebileceğimizi öğreneceğiz. Diğer bir çalışma kapsamında tropikal ormanları haritalayarak buralarda ekim yapılmasının önüne geçebiliriz. İnsanlar şu an tropikal ormanların ekim arazisine dönüştürülmesinin iyi bir fikir olmadığını fark ediyor. Güney Asya’da bu şekilde çeşitli sorunlar ortaya çıktı. Yüzey suları dinamiklerinin nasıl haritalanacağı da bir diğer vaka çalışması. Taze su kaynaklarını haritalamak nasıl mümkün bunu göreceğiz. Örneğin NASA su kaynaklarının haritalanması üzerine özel görevler başlattı. Şu an elimizde aslında oldukça iyi veri mevcut. İnsan faaliyetlerinin su kaynaklarını nasıl etkilediğini gözlemlemek için bu harita süreçlerinin devam ettirilmesi gerekiyor.” diye konuştu

Veri bilimciler olarak bu sorunlar karşısında neler yapabiliriz diye soran Prof. Dr. Kumar, şu an veri biliminin altın çağını yaşadığını ifade ederek, “Artık elimizde çok fazla verimiz var. Uydular da bu konuda çok etkili. Bu verilerle iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz? Makine öğrenmesini kullanarak çeşitli adımlar atabiliriz.

Öncellikle biz orman yangınlarını makine öğrenmesiyle gözlem altında alabiliriz. Yangınlar çok fazla karbon salımına sebep oluyor. Orman yangınları dünyadaki ulaşım sektöründen daha fazla karbon sarf ediyor. İnsanlık ne yazık ki ormanların yok olmasına sebep oluyor. Makine öğrenmesiyle küresel çerçevede sağlıklı kalmak amacıyla küresel karbon salınımı konusunda herhangi bir şey yapabilir miyiz diye çalışıyoruz. Ormanları gözlemleyebiliriz. Bazı tropik bölgelerin gözlemlenmesi çok zor. Bu zorluğa karşı nasıl yaklaşım sergileyebileceğimizi öğreneceğiz. Diğer bir çalışma kapsamında tropikal ormanları haritalayarak buralarda ekim yapılmasının önüne geçebiliriz. İnsanlar şu an tropikal ormanların ekim arazisine dönüştürülmesinin iyi bir fikir olmadığını fark ediyor. Güney Asya’da bu şekilde çeşitli sorunlar ortaya çıktı. Yüzey suları dinamiklerinin nasıl haritalanacağı da bir diğer vaka çalışması. Taze su kaynaklarını haritalamak nasıl mümkün bunu göreceğiz. Örneğin NASA su kaynaklarının haritalanması üzerine özel görevler başlattı. Şu an elimizde aslında oldukça iyi veri mevcut.Dr. Kumar, şu an veri biliminin altın çağını yaşadığını ifade ederek, “Artık elimizde çok fazla verimiz var. Uydular da bu konuda çok etkili. Bu verilerle iklim değişikliğine karşı neler yapabiliriz? Makine öğrenmesini kullanarak çeşitli adımlar atabiliriz. Çözümlere ilişkin 3 farklı vaka çalışması üzerinde duracağım. Öncellikle biz orman yangınlarını makine öğrenmesiyle gözlem altında alabiliriz. Yangınlar çok fazla karbon salımına sebep oluyor. Orman yangınları dünyadaki ulaşım sektöründen daha fazla karbon sarf ediyor. İnsanlık ne yazık ki ormanların yok olmasına sebep oluyor. Makine öğrenmesiyle küresel çerçevede sağlıklı kalmak amacıyla küresel karbon salınımı konusunda herhangi bir şey yapabilir miyiz diye çalışıyoruz. Ormanları gözlemleyebiliriz. Bazı tropik bölgelerin gözlemlenmesi çok zor. Bu zorluğa karşı nasıl yaklaşım sergileyebileceğimizi öğreneceğiz. Diğer bir çalışma kapsamında tropikal ormanları haritalayarak buralarda ekim yapılmasının önüne geçebiliriz. İnsanlar şu an tropikal ormanların ekim arazisine dönüştürülmesinin iyi bir fikir olmadığını fark ediyor.Yüzey suları dinamiklerinin nasıl haritalanacağı da bir diğer vaka çalışması. Taze su kaynaklarını haritalamak nasıl mümkün bunu göreceğiz. Örneğin NASA su kaynaklarının haritalanması üzerine özel görevler başlattı. Şu an elimizde aslında oldukça iyi veri mevcut. İnsan faaliyetlerinin su kaynaklarını nasıl etkilediğini gözlemlemek için bu harita süreçlerinin devam ettirilmesi gerekiyor.” diye konuştu.